SANAT

Yetenek ve Trajedi: Şakir Paşa Ailesi’nin Hikayesi

Eğer siz de edebiyatın ve sanat tarihinin tozlu ama bir o kadar da ışıltılı sayfalarında kaybolmayı, tabloların ve satırların ardındaki gerçek hayat hikayelerini keşfetmeyi seviyorsanız, doğru yerdesiniz. Son günlerde bir televizyon dizisiyle yeniden gündeme gelen Şakir Paşa Ailesi, aslında Türkiye’nin kültür ve sanat hafızasına kazınmış, eşine az rastlanır bir “yetenekler ağacı”.

Reklamlar

Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinden Cumhuriyet’in modernleşme rüzgarlarına kadar uzanan bu köklü ailenin hikayesi; sadrazamlıklardan sürgünlere, dünya çapında sergilerden büyük aile trajedilerine kadar uzanıyor. Gelin, sadece siyaset sahnesinde değil, tuvalde, kilde ve kağıtta da devleşen bu mucizevi ailenin kapılarını birlikte aralayalım.

Şakir Paşa Ailesi Kimdir?

Şakir Paşa Ailesi , adını Osmanlı’nın son dönemlerinde önemli görevlerde bulunmuş, tarihçi ve diplomat Mehmed Şakir Paşa‘dan alıyor. Şakir Paşa’nın kardeşi Cevat Paşa da Osmanlı’da sadrazamlık yapmış çok önemli bir figürdü. Ancak bu aileyi tarih kitaplarından çıkarıp sanat galerilerine ve kütüphanelere taşıyan asıl şey, Şakir Paşa’nın çocukları ve torunları oldu.

Modern Türk resminin, edebiyatının ve seramik sanatının yapı taşlarını kendi elleriyle döşeyen bu aile, ne yazık ki sadece baş döndürücü başarılarıyla değil, Yeşilçam filmlerini aratmayacak kadar sarsıcı sırları ve trajedileriyle de biliniyor.

Köşkte Yeşeren Sanat ve Beklenmedik Bir Trajedi

İstanbul Büyükada’da yer alan Şakir Paşa Köşkü ve ailenin diğer mülkleri, entelektüel sohbetlerin, sanat dolu günlerin merkeziydi. Şakir Paşa çocuklarının eğitimine çok önem veriyor, evde Batı dilleri konuşuluyor, müzik dinleniyor ve sanat tartışılıyordu. Ancak bu pırıltılı hayatın tam ortasında, aileyi derinden sarsan ve bir anlamda kaderini yeniden yazan o karanlık olay yaşandı.

1914 yılında, Şakir Paşa’nın Afyon’daki çiftliğinde, oğlu Cevat Şakir (ileride Halikarnas Balıkçısı olarak tanıyacağımız isim) babasını silahla vurarak öldürdü. Bu korkunç olayın ardındaki kesin nedenler yıllarca tartışılsa da en güçlü iddia; Şakir Paşa ile Cevat Şakir’in İtalyan eşi Aniesi arasında yaşandığı söylenen yasak aşktı. Bu trajedinin ardından Cevat Şakir cezaevine girdi, aile dağılma noktasına geldi ancak tuhaftır ki bu büyük acıdan, her biri kendi alanında efsaneleşecek sanatçılar doğdu.

Sanata Yön Veren Aile Üyeleri

Ailenin soyağacına baktığınızda, adeta bir sanat akademisinin kadrosunu görüyorsunuz. İşte ailenin en parlak yıldızları:

  • Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı): Babasını öldürmesinin ardından aldığı sürgün cezasıyla Bodrum’a giden Cevat Şakir, bu cezayı edebiyatımız için bir armağana dönüştürdü. Bodrum’un masmavi denizini, sünger avcılarını, mitolojisini öyle bir anlattı ki, Ege ruhunu edebiyatımıza altın harflerle kazıdı.
  • Fahrelnissa Zeid: Şakir Paşa’nın kızı. Hem Batı’nın soyut sanatını hem de Doğu’nun mistisizmini devasa tuvallerinde birleştiren bir resim dehası. Irak Prensi Zeid ile evlenerek “Prenses” unvanını aldı ve Paris’ten Londra’ya, Amman’dan New York’a kadar dünyanın dört bir yanında sergiler açarak uluslararası bir ikon haline geldi.
  • Aliye Berger: Ailenin bir diğer kızı. Türkiye’nin ilk kadın gravür sanatçısı. Hayatının büyük aşkı Karl Berger’i kaybettikten sonra teselliyi sanatta buldu. Siyah-beyazın zıtlığından, ince ince işlenmiş, duygusal derinliği çok yüksek şaheserler yarattı.
  • Füreya Koral: Şakir Paşa’nın torunu (kızı Hakkiye Hanım’ın kızı). Türkiye’nin ilk profesyonel kadın seramik sanatçısı. Verem tedavisi için gittiği İsviçre’de teyzeleri Fahrelnissa ve Aliye’nin teşvikiyle kile dokunmaya başladı ve seramiği tabak-çanaktan çıkarıp modern bir sanat eserine dönüştürdü.
  • Nejad Devrim ve Şirin Devrim: Fahrelnissa Zeid’in çocukları. Nejad Devrim Türk soyut resminin Paris ekolündeki en güçlü temsilcilerinden biri olurken, Şirin Devrim tiyatro alanında büyük başarılar elde etmiş ve ailenin hikayesini anlattığı “Şakir Paşa Ailesi: Harika Çılgınlar” kitabıyla bu efsaneyi ölümsüzleştirmiştir.
  • Suat Kabaağaçlı, Zekiye ve Ayşe Hanımlar: Ailenin diğer üyeleri de hayatları boyunca edebiyat, resim ve bilimle iç içe yaşamış, dönemin kültürel atmosferine kendi renklerini katmışlardır.

İlhamın Kaynağı: Büyükada Şakir Paşa Köşkü

Büyükada’da yer alan Şakir Paşa Köşkü, sıradan bir yazlık ev değil, bir dönemin gayriresmi sanat akademisi gibiydi. Köşk; resim sergilerine, uzun edebiyat tartışmalarına ve müzik dinletilerine ev sahipliği yaptı. Çam ağaçlarının kokusuyla iyota karışan ada havası, bu ailenin sınır tanımaz yaratıcılığına her zaman ilham oldu. Bugün bile o köşkün duvarları, Türk sanatının en cesur fırça darbelerinin ve en derin satırlarının hatırasını taşıyor.

Şakir Paşa Ailesi, yalnızca ürettikleri eserlerle değil, hayatı yaşayış biçimleriyle, tutkularıyla, hatalarıyla ve küllerinden yeniden doğma becerileriyle de ilham veriyor. Onların hikayesi; sanatın iyileştirici gücünün, insanın en karanlık anlarda bile yaratıcılığa nasıl sığınabileceğinin en güzel kanıtı.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir