Sanatın iyileştirici, dönüştürücü ve en önemlisi “birleştirici” gücüne her zaman derinden inanıyoruz. Hele ki bu sanat, fiziksel veya duyusal hiçbir engel tanımadan herkes için “erişilebilir” kılındığında, yarattığı etki çok daha büyüleyici ve anlamlı oluyor.

İşte tam da bu kapsayıcı ruhla yola çıkan ve bugün (24 Nisan) itibarıyla Ankara’da sinemaseverlere kapılarını açan muazzam bir organizasyon var: Engelsiz Filmler Festivali.
Eğer siz de yedinci sanatın o büyülü dünyasında, farklı coğrafyaların ve hayatların hikayelerine ortak olmayı seviyorsanız, 30 Nisan’a kadar sürecek olan bu özel festivalin detaylarına gelin yakından bakalım.

Puruli Kültür Sanat İmzasıyla Herkes İçin Sinema
Sinemanın karanlık salonlarında, perdeden yansıyan ışığın altında hepimiz eşitiz. Puruli Kültür Sanat tarafından hayata geçirilen ve bu yıl 14. kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali, yıllardır tam olarak bu eşitliği savunuyor.
Ankara’nın köklü kültür duraklarından Goethe-Institut ev sahipliğinde gerçekleşen program, gözetilen “erişilebilir sinema” standartları sayesinde, farklı izleyici profillerini hiçbir engele takılmadan aynı estetik deneyimde buluşturuyor. Festivalin sadece film göstermekle kalmayıp, toplumsal bir farkındalık ve empati alanı yarattığını söylemek kesinlikle abartı olmaz.
Dünyanın Dört Bir Yanından Kısalar: 34 Ülke, 182 Başvuru
Festivalin şüphesiz en dinamik ve heyecan verici bölümlerinden biri Kısa Film Yarışması. Sinemanın en özgür, en vurucu ve damıtılmış hali olan kısa filmler, bu yıl da uluslararası bir şölene dönüşüyor.
Rakamlar aslında festivalin uluslararası arenadaki gücünü özetliyor: Tam 34 farklı ülkeden 182 iddialı başvuru yapılmış. Yetkin sinema yazarlarından oluşan seçici kurulun ince eleyip sık dokuduğu bu sürecin sonunda, 10 farklı ülkeden 15 çarpıcı eser finale kalmayı başardı. Seçki öylesine zengin ki; kişisel ve içsel yolculuklardan sert politik anlatılara, yenilikçi animasyon tekniklerinden sınırları zorlayan deneysel sinemaya kadar her zevke ve estetik algıya hitap eden geniş bir yelpaze sunuluyor.

Finale Kalan 15 Çarpıcı Yapım
Jüri karşısına çıkacak ve izleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak o 15 değerli kısa film şu şekilde sıralanıyor:
- Aksana Nehir! (Run, River!) – Anastasiya Ostapenko
- Anka Tüyü (A Phoenix Feather) – Ronak Jafari
- Birbirimize (To Each Other) – Sevgi Şanlı
- Boş Kare (The Empty Panel) – Thibault Chollet
- Çukur Havuz (Pit-pool) – Ana Vučićević
- Feridun – Utku Ali Güler
- Güvenin Uçuşu (The Flight of the Moth) – Nikola Lorenzin
- İzin Günü (Day Off) – Olesya Smolkova
- Kaplan Kükrediğinde (When the Tiger Roars) – Lam Can-zhao
- Küçük Bir Hikaye (Little Story) – Mirjam Plettinx
- Mış Gibi (Pretension) – Mehdi Mirbagheri
- Penceremin Altındaki Çamur (The Mud Under My Window) – Violette Delvoye
- Sibirya’dan Pekin’e (From Siberia to Beijing) – Anastasiia Savenko-Sadovski
- Ya Bu Gece Burayı Bombalarlarsa? (What If They Bomb Here Tonight?) – Samir Syriani
- Yaz Üçgeni (Summer Triangle) – Maryam Esmaeili & Ali Babai
Ödül Heyecanı ve İzleyicinin Gücü
Bu kıymetli yapımlar festival boyunca; En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo kategorilerinde uluslararası jürinin değerlendirmesine sunulacak. Ancak festivalin ruhuna en çok yakışan detaylardan biri, son sözün izleyiciye bırakıldığı İzleyici Ödülü. Festivale katılan sanatseverler, izledikleri filmleri oylayarak bu demokratik ve kapsayıcı sürece doğrudan dahil olabiliyorlar.
Tüm bu heyecanlı maraton, festivalin son günü olan 30 Nisan’da Goethe-Institut’te düzenlenecek şık bir ödül töreniyle taçlanacak.
Eğer bu tarihler arasında Ankara’daysanız veya Ankara’da yaşayan sanatsever dostlarınız varsa, sanatı engelsizce kucaklayan bu harika festivali ajandalarına mutlaka eklemelerini tavsiye ederim. Sanatın sınırları aşan o eşsiz birleştiriciliğinde buluşmak dileğiyle, iyi seyirler!
