EDEBİYAT- KİTAP

Donatella Di Pietrantonio’nun sarsıcı romanı Geri Verilen Kız (L’Arminuta)

Aidiyet, annelik ve terk edilme üzerine yürek burkan bir hikaye.

Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda odanın havası değişir. Bir ağırlık çöker göğsünüze ama bu, kötü bir ağırlık değildir. Bir gerçeğe şahitlik etmenin ağırlığıdır. Donatella Di Pietrantonio’nun, İtalya’dan çıkıp yüreğimizin tam ortasına düşen romanı Geri Verilen Kız (L’Arminuta) işte tam olarak böyle bir eser.

Reklamlar

Bu yazıda, süslü cümlelerin arkasına saklanmadan, tıpkı yazarın yaptığı gibi en yalın ve en can yakıcı haliyle bu kitabı konuşacağız. Eğer “ne okusam?” diye düşünüyor ve sizi derinden sarsacak bir hikaye arıyorsanız, doğru yerdesiniz.

“Arminuta” Olmak: Ne Demek “Geri Verilen”?

Kitabın orijinal adı “L’Arminuta”. Abruzzo lehçesinde “Geri Gelen” ya da daha acı bir ifadeyle “İade Edilen” anlamına geliyor. Hikayemizin 13 yaşındaki isimsiz anlatıcısı, işte tam olarak bu.

Düşünün; hayatınızın ilk 13 yılını varlıklı bir ailede, sıcak bir evde, yüzme kurslarına giderek, iyi yemekler yiyerek geçirmişsiniz. O kadını “anne”, o adamı “baba” bilmişsiniz. Sonra bir gün, elinize bir bavul tutuşturuluyor ve hiç tanımadığınız, yoksulluğun, kalabalığın ve şiddetin kol gezdiği gerçek ailenizin kapısına bırakılıyorsunuz.

Sebep? Yok. Açıklama? Yok. Sadece bir “iade” işlemi.

Geri Verilen Kız, bir çocuğun iki annesi varken nasıl annesiz kaldığının, iki evi varken nasıl evsiz (yersiz/yurtsuz) hissettiğinin romanı.

Neden Bu Kadar Can Yakıyor? Yazarın Bıçak Sırtı Dili

Donatella Di Pietrantonio’nun kalemiyle tanıştığım için kendimi şanslı sayıyorum. Yazarın tarzı o kadar kendine has ki… Duygu sömürüsü yapmıyor, ajitasyona başvurmuyor. Olanı, olduğu gibi, en çıplak ve en sert haliyle önünüze koyuyor. Cümleleri kısa, net ve keskin. Tıpkı kahramanımızın yeni hayatındaki o soğuk yatak gibi.

Varlıklı “anne”nin kokusunu özlemesi ama yoksul “biyolojik anne”nin o sert şefkatine muhtaç kalması arasındaki sıkışmışlık inanılmaz gerçekçi anlatılmış.

Aidiyet, Sınıf Farkı ve Kız Kardeşlik Üzerine

Bu roman sadece bir terk edilme hikayesi değil. Aynı zamanda keskin bir toplumsal eleştiri. Burjuva hayatının steril konforu ile yoksul mahallenin pis, gürültülü ama bir o kadar da “canlı” gerçekliği arasındaki uçurumu bir çocuğun gözünden görüyoruz.

Ancak bu karanlık tablonun içinde parlayan müthiş bir ışık var: Adriana.

Kahramanımızın yeni evindeki küçük kız kardeşi Adriana. Belki de romanın en güçlü, en unutulmaz karakteri. Aralarındaki o zoraki başlayan ama sonra birbirlerinin can simidi haline dönüşen kız kardeşlik bağı, kitabın en umut dolu yanı.

Bir Yara Bandı Gibi

Geri Verilen Kız, okurken canınızı acıtacak ama bittiğinde o acının iyileştirici bir yanı olduğunu fark edeceksiniz. Bir yarayı deşip temizlemek gibi. Donatella Di Pietrantonio, modern İtalyan edebiyatının en güçlü seslerinden biri olduğunu kanıtlıyor.

Bu kitabı okuduysanız, sizin de içinizde bir yerlerde o terk edilmiş çocuğun sessiz çığlığını duyduğunuza eminiz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir