SANAT

Michelangelo’dan Picasso’ya Sanat Tarihini Değiştiren Ezeli Rekabetler

Sanat tarihi sadece ilhamla değil, devasa egolarla da yazılmıştır. Rönesans’ın iki devinin sokak kavgasına varan atışmasından, bir kulağın kesilmesine neden olan arkadaşlığa… İşte sanatın en büyük 3 rekabeti.

Reklamlar

Müzelerde yan yana duran tabloların ressamları, yaşarken birbirlerine o kadar da tahammül edemiyorlardı desek?

Tarih boyunca büyük yetenekler, her zaman kendileri kadar büyük rakiplere ihtiyaç duymuşlardır. Bu rekabet bazen birbirlerini daha iyiye zorlamış, bazen de aşk acısı gibi, fiziksel ve ruhsal yıkımlara yol açmıştır.

“The Gustos” Sanat Serisi’nin bu bölümünde; fırçaların kılıç gibi çekildiği, egoların savaştığı o çalkantılı dönemlere gidiyoruz.

1. Rönesans’ın Boks Maçı: Leonardo da Vinci vs. Michelangelo

Aynı dönemde, aynı şehirde (Floransa) yaşayan iki süper deha. Ama karakterleri gece ile gündüz kadar farklıydı.

  • Karakterler: Leonardo; yakışıklı, bakımlı, sosyal, parfüm kokan ve herkesin sevdiği bir adamdı. Michelangelo ise; hırpani giyinen, banyo yapmayı sevmeyen, aksi, yalnız ve burnu havada bir heykeltıraştı.
  • Olay: Bir gün Leonardo sokakta yürürken, bir grup insan ona Dante’nin bir dizesini sorar. O sırada oradan geçen Michelangelo’yu gören Leonardo, “Ona sorun, o bilir” der. Michelangelo bunu bir aşağılama olarak algılar ve bağırır: “Sen ki bir at heykelini dökemeyip yarım bırakmış adamsın, bana mı laf atıyorsun!”
  • Sonuç: Bu nefret, ikisinin de sınırlarını zorlamasına neden oldu. Michelangelo, sırf Leonardo’ya (ve ressamlara) meydan okumak için “Ben heykeltıraşım” demesine rağmen Sistine Şapeli’nin tavanını boyayarak imkansızı başardı.

2. Kanlı Biten Dostluk: Vincent Van Gogh & Paul Gauguin

Bu hikaye, “Kesik Kulak” olayının perde arkasıdır.

  • Hayal: Van Gogh, Fransa’nın güneyinde (Arles) ressamların birlikte yaşayıp üreteceği bir “Sarı Ev” hayal ediyordu. Bu hayale sadece Gauguin “evet” dedi (o da Theo Van Gogh’un maddi desteği için).
  • Gerçek: İkili aynı evde yaşamaya başladı ama sanat görüşleri çok farklıydı. Van Gogh doğayı görerek çizmeyi savunurken, Gauguin hayalden çizmeyi savunuyordu. Tartışmalar şiddetlendi. Gauguin’in kibri, Van Gogh’un duygusal dengesizliğiyle çarpıştı.
  • Sonuç: Bir gece yaşanan büyük kavga sonrası Gauguin evi terk etti. Van Gogh ise geçirdiği sinir krizi sonucu kulağını kesti. O günden sonra bir daha hiç görüşmediler ama Gauguin, hayatı boyunca Van Gogh’un yeteneğini kıskanmaya ve takdir etmeye devam etti.

3. Kuzey Kutbu ve Güney Kutbu: Pablo Picasso & Henri Matisse

Modern sanatın iki babası. Biri ne kadar hırçınsa, diğeri o kadar sakindi.

  • Rekabet: Picasso, Matisse’in renk kullanımına ve huzurlu tarzına hayrandı ama bunu asla itiraf etmezdi. Matisse ise Picasso’nun o köşeli, agresif (Kübizm) tarzını şaşkınlıkla izliyordu.
  • İlişki: Onlarınki bir “Dost-Düşman” (Frenemy) ilişkisiydi. Sürekli birbirlerinin atölyelerini ziyaret eder, yeni yaptıkları resimleri eleştirirlerdi. Picasso, “Matisse dışında kimsenin benim resimlerimi yargılama hakkı yoktur” diyerek ona duyduğu saygıyı (ve korkuyu) göstermiştir.
  • Sonuç: Matisse öldüğünde Picasso yalnız kaldı ve “Beni gerçekten anlayan tek kişi oydu” diyerek büyük bir depresyona girdi.

Rekabetin Sanata Katkısı

Bu hikayeler bize şunu öğretiyor:

  1. Konfor Alanı: Rakipsiz bir sanatçı, tembelleşebilir. Michelangelo’yu “Ressam” yapan şey, Leonardo’ya duyduğu öfkeydi.
  2. Perspektif: Gauguin gelmeseydi, Van Gogh belki de o meşhur “Ayçiçekleri” serisini bu hırsla yapmayacaktı.

Evinizde, işinizde veya hobinizde sizi zorlayan birinin olması, aslında gelişiminizin en büyük anahtarı olabilir.

Hangi Takımdasınız?

Tarih tarafını seçti. Peki ya siz? Disiplinli ve zarif Leonardo mu, yoksa tutkulu ve asi Michelangelo mu? Huzur veren Matisse mi, yoksa kuralları yıkan Picasso mu?

Yorumlarda tarafınızı seçin!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir