SANAT

Bir Ayrılık Ancak Bu Kadar Sanatsal Olabilirdi: Marina ve Ulay’ın Hikayesi

Bazı aşklar mutlu sonla biter, bazıları hüsranla… Ama bazı aşklar vardır ki, bittiğinde bile arkasında bir sanat şaheseri bırakır.

Reklamlar

Sosyal medyada sıkça karşınıza çıkan o meşhur videoyu biliyorsunuz: Kırmızı elbiseli bir kadın ve karşısına oturan yaşlı bir adamın ağlayarak birbirine bakması. O video bir kurgu değil, 30 yıllık bir yaşanmışlığın final sahnesiydi.

Peki kimdi bu insanlar? Neden bu kadar çok sevdiler ve neden böyle ayrıldılar? “The Gustos” Sanat Köşesi’nde; performans sanatının “Kral ve Kraliçesi”ni, Marina ve Ulay‘ı tanıyoruz.

Kim Bu Çılgın Aşıklar?

Bu hikayeyi anlamak için önce kahramanlarımızı tanıyalım:

  • Marina Abramović (Kraliçe): 1946 Belgrad doğumlu. Kendisini “Performans Sanatının Büyükannesi” olarak tanımlar. Sanatı her zaman tehlikelidir; bıçaklarla, ateşle ve acıyla sınırlarını zorlar. Disiplinli, sert ve korkusuzdur.
  • Ulay (Frank Uwe Laysiepen – Kral): 1943 Almanya doğumlu. Fotoğrafçı ve performans sanatçısı. Marina’ya göre daha sakin, daha felsefi ama en az onun kadar radikal bir ruha sahipti.

“İki Başlı Tek Beden” Dönemi

İkili, 1976 yılında Amsterdam’da tanıştı. İnanılmaz bir tesadüfle, ikisinin de doğum günü aynıydı (30 Kasım). Bunu bir işaret olarak gördüler ve o andan itibaren ayrılmaz bir bütün oldular.

  • Yaşam Tarzları: Evleri yoktu. 5 yıl boyunca küçük bir Citroën minibüsün içinde yaşadılar, dünyayı gezdiler.
  • Sanatları: Kendilerine “The Other” (Öteki) diyorlardı. Saçlarını birbirine bağlayıp 17 saat oturdukları, birbirlerine durmadan tokat attıkları veya gerilmiş bir yayı (ok kalbe dönükken) tuttukları performanslar sergilediler. Bu, “Biri bırakırsa diğeri ölür” anlamına gelen tam bir güven testiydi.

Veda Senfonisi: Çin Seddi Yürüyüşü (The Lovers)

Her büyük aşk gibi, onlarınki de zamanla çatırdadı. Sanatsal egolar, yaşamın zorluğu ve sadakatsizlik araya girdi. 1988 yılında ayrılmaya karar verdiler. Ama bir minibüste yaşayan bu çift, “Bitti” diyip kapıyı çarpıp çıkamazdı. Vedaları da sanatları gibi görkemli olmalıydı.

Plan şuydu: Çin Seddi’nin iki farklı ucundan yürümeye başlayacaklar, ortada buluşup son kez sarılacak ve sonsuza dek ayrılacaklardı.

  • Marina: Sarı Deniz (Doğu) tarafından yürümeye başladı (Ateş elementini temsilen).
  • Ulay: Gobi Çölü (Batı) tarafından yürümeye başladı.
  • Süreç: Tam 90 gün sürdü. Dağları, tepeleri aşıp, 2500 kilometre yol yürüdüler.
  • Final: Seddin ortasında buluştuklarında birbirlerine sarıldılar, ağladılar ve arkalarına bakmadan ters yönlere yürüyüp gittiler.

22 Yıl Sonra: O Meşhur Bakışma (MoMA, 2010)

Ayrılıktan sonra hiç görüşmediler. Ta ki 2010 yılına, New York Modern Sanat Müzesi’ne (MoMA) kadar.

Marina, “Sanatçı Burada” (The Artist is Present) isimli bir performans sergiliyordu. Bir sandalyede günde 8 saat hiç kıpırdamadan oturuyor, karşısına geçen yabancılarla 1 dakika boyunca sessizce bakışıyordu.

Günlerce yüzlerce insan oturdu. Marina bir heykel gibi tepkisizdi. Sonra bir adam geldi ve oturdu. Ulay.

Marina gözlerini açtığında, 22 yıl önce Çin Seddi’nde bıraktığı “öteki yarısını” gördü. O demir gibi iradeli kadının yüzü yumuşadı, gözleri doldu ve kuralları yıkarak masanın üzerinden uzanıp Ulay’ın ellerini tuttu. Hiç konuşmadılar ama o 60 saniye, geçmişteki 12 yılı özetledi. Müzedeki herkes (ve videoyu izleyen milyonlar) onlarla birlikte ağladı.

Sanat Biter, Aşk Kalır

Ulay, 2020 yılında aramızdan ayrıldı. Marina ise hala sanatına devam ediyor. Onların hikayesi bize şunu gösterdi: Gerçek bağlar zamanla, mesafeyle veya ayrılıkla kopmaz. Sadece şekil değiştirir.

Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize pahalı hediyeler almak yerine, ona Marina’nın Ulay’a baktığı gibi; “gerçekten” bakmaya ne dersiniz?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Yorumlar

  1. […] arasında ince bir çizgi vardır. Kimi burçlar bu çizgiyi ferahlatıcı tutarken, kimileri [Marina ve Ulay] hikayesindeki gibi tutkulu ama yıpratıcı […]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir