Yalan dolan romanı için, otobiyografi olarak duran ama tam olarak doğrulanmayan bir mizansen diyebiliriz. Tamamen açılmış gibi görünse de sürekli olarak kendini gizleyen bir metin. Okur olayların gerçekten yaşanılıp yaşanmadığına dair ipuçları ararken buluyor kendini. Eserde Veronica zeki ve farkındalığı yüksek biri olmasına rağmen, aşırı koruyucu annesi, takıntılı babası ve ailenin gözdesi abisi ile hayatını yenilmiş ve eksik biri olarak yaşıyor.

Kitapta anlatıcı Veronica, evet yazar gibi! Anlatıcı yazarın kendisi mi yoksa kurgu mu? İşte bu belirsizlik Yalan dolan kitabının tüm ruhunu oluşturuyor. Anlatıcının çocukluğu, karmaşık aile ilişkileri, cinsel hayatı, kariyeri hatta psikoloğu ile olan terapileri… Her şey bir anlatı içerisinde ama hepsinin gerçekliği sorgulanabiliyor. Veronica’nın kimlik arayışı ve yazar olmasına okurda en ön koltuktan tanıklık edebiliyor.

Akıcı bir dili olan Yalan dolan kitabı gerçeklik ve kurmaca arasında gezinirken, varoluşsal sorgulamalar yaptıran bir metin olmayı başarıyor. Gerçek nedir sorgulamasını seven herkesin okuması gereken bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda senarist ve çevirmen olan yazarın 2007 yılında ilk kitabı basılmış olsa da, Medusa yayınlarının tarafından 2024 yılında çevrilmesi ile Türk okurlar ile buluşuyor.
